Bir Deliden :)

Gencinden yaşlısına;

O nu hep uzaktan izlersiniz. Kendinizi bir türlü farkettiremezsiniz. Elinizden geldiği kadar O nu incitmemeye, üzmemeye çalışırsınız. Dokunmaktan bile çekinirsiniz, zarar vermemek için.

Bir türlü duygularınızı açamazsınız. Asla doğru zamanı, fırsatı yakalayamazsınız. Günün birinde tüm cesaretinizi toplayıp, zamandan mekandan bağımsız dengesizce açılırsınız. Ama kesin bir cevap alamazsınız. Aradan biraz zaman geçtikten sonra başka biri ile birlikte olmaya başladığını öğrenirsiniz. Sizin üzmemeye çalıştığınız, hep mutlu olmasını istediğiniz, öküzün tekine gönlünü kaptırmıştır :) Üzülürsünüz ama onu mutlu görmek bile size yeterlidir. Kabullenip yolunuza devam edersiniz. Hiç bir şey olmamış gibi.

Hayat bu, hep böyledir, böyle olacaktır. Asla değiştiremezsiniz. Asla doğru insan ve doğru zaman, aynı anda olmaz. Bunu aklınızdan çıkarmayın.

Hayatınıza devam edin kendinizi üzmeyin :) Yaşınız kaç olursa olsun bu hayata yalnız bir kere geliyorsunuz…

Çayınızı ve sigaranızı alıp, müziğin ritmine kendinizi bırakın :)

:)

Bir delinin gözünden;

Hayat doğmak, büyümek ve ölmekten ibarettir. Peki bu zaman çizgisinin nasıl ilerlediğini hiç düşündünüz mü? Herşey olumlu, istediğiniz gibi gelişiyorsa harika bir hayatınız vardır. Ama hayat bu kadar basit değildir, bir çok ihtimaller vardır. Attığınız bir adım, içtiğiniz bir sigara ya da ettiğiniz tek bir kelime bile hayatınızın çok önemli bir parçasıdır. Çünkü olasılıklar ortaya çıkar. Şayet siz o adımı atmasaydınız ya da o sigarayı içmeseydiniz, hayat çizginiz değişecekti, belki daha güzel olacaktı, belki daha kötü olacaktı, kim bilebilir? Hayat işte farkında olmadan ya da isteyerek yaptığımız seçimlerle devam eder. Yaptığınız, geçmişte yaptığınız seçimlerden asla pişman olmayın, çünkü o seçimi yapmasaydınız, her şey değişecekti, oturduğunuz yer, tanıdığınız insanlar, işiniz, sağlığınız, hatta ve hatta siz değişecektiniz. Eğer şuan ki hayatınızdaki her şeyden nefret ediyorsanız ve kötü bir hayatım var, kötü bir işim var, kötü arkadaşlarım var ya da hiç arkadaşım yok gibi şeyler düşünüyorsanız, o zaman pişman olabilirsiniz. Ama tek bir tane bile olsa şuan ki kötü hayatınızda sizi hiç tatmadığınız mutluluklara götüren bir şey varsa, işte o zaman pişman olmaya hakkınız yoktur. Çünkü yaptığınız tercihler sonucunda ona ulaştınız. Eğer o tercihleri yapmasaydınız, belki de asla yaşayamayacaktınız. Örneğin, ilkokulda suçsuz yere öğretmenimden kasıtlı olarak tokat yemeseydim, şuan karşınızda bir deli değil, bir profesör olurdu. Ama şikayetçi miyim? ASLA, çünkü delilik herşeyden güzel 😀

İşte bir delinin gözünden kısaca hayat bu şekil gelişir.

Bir delinin gözünden;

Tüm insanlar kör, herkes kör. Geçilmemesi gereken sınırlar vardır. İnsan durmasını bilmeli. Duracağı noktayı bulamıyorsa, durduracak birine ihtiyacı vardır. Bu da güvenle, sonsuz güvenle olur. İnsanların sonsuz güveneceği birine ihtiyacı vardır. Eğer o kişiyi bulamadıysanız, karşınıza iki seçenek çıkar. Ya yalnızlığınızla kaderinize razı olursunuz, ya da benim gibi delirir kendi kendinizi durdurursunuz :) tavsiye etmiyorum, çünkü bunu yapamazsınız :)

Aklın gözünden;

Ders çalışmaya çalışmak yaramıyor bana, buna bir çözüm bulmak lazım.

Bir delinin gözünden;

Boşver böyle iyiyiz takma kafana birşeyi devam edelim.

Aşk? Aşk, kimine göre cinsellik, kimine göre zaman kaybı, kimine göre okumak, kimine göre para kazanmak. Peki ya bana göre? Bana göre aşk; öncelikle arkadaşlık, dostluk ve güvenin temelini oluşturduğu, sevgi, saygı, hoşgörü, heyecan, delilik, cesaret, adalet ve hayal gücünüzün sınırlarını zorlayarak, aklınıza getirebileceğiniz, tüm güzelliklerin tek bir noktayı göstermesidir. Ve bu deli gönlüne tekrar kilit vurup kalın duvarlarını tekrar örer.

Tekrar görüşmek ümidiyle.

Kontrol sende….

Aklın gözünden;

Çok sağol ortalığı karıştırdın gene, rezil ettin bizi yine :/

Bugünün Özeti

Bir haftadır düzgünce öğretmenler günü kutlayalım, bir jest yapalım diye uğraştım, yarım oldu ama olsun yine de oldu,yani olmuştur inşallah :)

Hediyelerin ikisinden biri ulaştı, ikisinin de peş peşe gelmesine uğraştık ama olmadı :( Birisi tam zamanında teslim edilirken, diğeri düşüncesiz, işini doğru düzgün yapmayan kargocular yüzünden ve aramamıza ve durumu anlaşılır bir dilde izah etmemize ve kabul etmelerine rağmen teslim etmediler. İkisi de teslim edilseydi çok güzel olacaktı. Olsun yine de iyi bir gün geçirmiştir. Bir sürü sürpriz yaşamıştır :) Mutlu olmayı hak eden birisi, nice sürprizler yaşaman dileğiyle öğretmenler günün kutlu olsun Bengü

Öğretmenler Günü Hatırası

Yarın Öğretmenler günü;

İki adet hediye gönderdim farklı yollarla Bengü ye, birincisi 1 haftadır kargoda bekliyor, diğeri de 2 gündür bekliyor 24 kasımı . Sorunsuz teslim ederler umarım. Sorun çıkmasını hiç istemiyorum. Ulaşınca ne yapar hiçbir fikrim yok merakla bekliyoruz :) Korkmuyor da değilim yani, malum aikidocu :S ağzımı burnumu dağıtır valla :S

Umarım güzel bir öğretmenler günü hatırası olur ve iyi,mutlu bir gün geçirir :) Heyecanla bekliyorum.

İçimdeki Ben

İçimdeki Ben

Ne bekliyorsun? 35 olmuşun artık, her şey geçmiş senden. 20 yıl önceki saçma bir sözün yüzünden, fiziksel olarak eskisi gibi değilsin. Farkında olmadan 2 paketi geçmeye başladın. Ne zaman bırakacaksın? Bir ara yine değil mi? Gençken yaşam felsefemiz ne idi hatırlıyor musun Erkan? “ Hızlı yaşa genç öl, cesedin yakışıklı olsun”, ne hızlı yaşayabildin, ne yakışıklı kalabildin. Kelleşiyorsun lan. Bir an önce şu sigaradan kurtul, kurtulamıyorsan bile azalt artık. Hopla zıpla. Teksin sen tek, zamanın geçmiş. Biraz çeki düzen ver artık kendine, spor yap, baklava dilimleri lazım sana. Ama asla yapamayacaksın, sebep olarak da hep aynı şeyi söylüyorsun. Vazgeç lan artık bu sevdadan, olmayacak asla olmayacak. Ama bir yönden söz sahibi olacaksın. Hayatın boyunca hiç bir şey yapmamışın, yanlışlıkla yaptığın şeyler içinde hep pişman olmuşsun. Seni ne ile suçlayacaklar ki? Kendine zarar veriyorsun, bir tek bu suçlanacağın konu. Ah model ah ne güzelde tam şarkısı çıktı.

Sıkıldım kendimden.
Aptal mıyım neyim ben?
Neyim var böyle,
Neden kurtulamıyorum senden?

Tam da yerine geldi yani şarkısı :) ne derler cuk oturdu işte. Yarın şu sinyaller sınavını da bir atlatırsan, çok iyi olacak. Biraz kafa patlattın 2 soruyu yarım yamalak çözebilirsin sanırım, birisi üzerinde de tahminin var, nasıl yapacağını biliyorsun ama matematiği unutmuşsun be oğlum, manyak mısın lan sen. Matematik bu matematik, unutulur mu hiç. Neyse en azından çalışarak tekrar eskisi gibi olabileceğini anladın bugün, sende hala ümit var. Sadece sağlığını düzelt artık, biliyorum yaşamak istemiyorsun. Ama yaşa lan inadına yaşa. Bırak yalnız ol, tek başına ol. Ben varım be, içindeki sen, her zaman sohbet ediyoruz işte, gülüyoruz, ağlıyoruz, dertleşiyoruz, eğlence biziz işte, içimizde. Kim yapabilir lan bunu, şizofreniye bile tepe taklak attırdın. İnsanların içine tekrar giriyorsun ve eskisinden daha iyi bir düşünce yapısı ile. Sadece bilgi, kültür eksikliğin var, bu da kolaylıkla halledilebilecek bir durum. Hadi be oğlum be bırakma kendini ne olursa olsun. 35 olmuşun, bu şekil sigara içmeye devam edersen 10 yıl bile dayanamazsın. Tamda herşey yoluna girmeye başlamışken. İstediğin zaman istediğin herşeyi yapabilirsin. Kim engel olabilir ki sana. Şimdiye kadar kim engel oldu ki sana? Hiç kimse.
Saat geç oldu bugünlük bu kadar kafi. Zaten netinde kesildi, çokta sigara içtin, sınava da gireceksin daha, yat hadi yat, yarın belki daha fazla umutla uyanacaksın.
İyi geceler Erkan, bir gün birbirimizi sevmeyi öğreneceğiz ve sözlerimize kulak vereceğiz. O günü ikimizde dört gözle bekliyoruz.

Güzel Bir Gün

Üniversiteden tanıdığım, arada sırada yazdığım, facebooktaki gönderilerine arada sırada yorum yaptığım, en önemlisi ise tek gıcık kapmadığım kişi olan Bengü ile buluştuk.

Biraz tedirgindim, sonuçta kilo almışım, saçlarım dökülmüş, boşa geçen bir hayat gündemden uzak, kitaplardan herşeyden uzak boş bir hayat geçirmişim. Ama Bengü yü severdim, fazla birlikte vakit geçirmemiş olsak bile, Bengü nün ayrı bir havası vardı. İçten, arkadaş canlısı ve en önemlisi doğaldı. Doğal olması zaten yeterdi sevmem için. Ama ne konuşacaktım ki onunla, nelerden hoşlanıyor, ne tür sohbetler sever bilmiyordum. Sosyal medyadan takip ettiğim kadarı ile biraz kitap manyağı idi. Ve bissürü arkadaşı vardı her telden. Müzik zevkini bile bilmiyorum ki. Zaten konuşkan birisi değilim, eski bildiğim şeyleri unutmamış olsam birşeyler yapabilirdim. Mesela bilardo oynayabilseydim hala “Gel Bengü gidek bilardo oynıyalım” derdim, tabi gelirse. Yada gel şurdan bir kahveye girelim, tavla, pişti yada 61 oynayalım, belki 2 kişi bulur okey yada king yada batak oynarız yeneriz onları mı diyeydim. Denmez öyle, denir mi hiç, ama satranç oynayalım denirdi. Heyecanlı ve tedirgindim, uzun zamandır görmediğim birisi ve beni fazla tanımayan, acaba ne konuşacaktım. Benden hemen sıkılıp gidermiydi. Bu düşüncelerle geçti gecem.

Sabah kalktım, önce bir duş aldım. İçebildiğim kadar sigara içtim, çünkü yanında sigara içmek istemiyordum, sigara kokusundan rahatsız olmasın diye. Evde bekle zaman geçmiyor, dişlerimi birkaç kez fırçaladıktan sonra dışarı çıktım, çıktım diye de haber verdim. Ne zaman gördü bilemeyeceğim telefonu, sanırım yanında değildi. Mesajı görmedi sanırım diye metroya girmeden bir arayayım dedim. Açmadı bende devam ettim. Metrobüse ulaştım, elektrikleri kesikmiş, saçları ıslakmış kurutmadan gelemezmiş. Acele etmesini istemedim sakin olmasını istedim. Benim için acele etmesini istemiyordum. Buluştuğumuzda hiç bir şey konuşamadığımı görünce, herhangi bir ilgi alanım kalmadığını görünce, benden sıkılır hemen gider, içinden de büyük ihtimal “amaan o kadar yolu bunun için mi gelmişim” der diye. Biraz söğütlüçeşme de belediyenin orada dolandım. Bana leman cafe ye gitmemi söyledi, orda bekleyebilirsin birde pasaj var orda kitaplara bakabilirsin dedi. Kitaplara artık yabancıydım ki! Otobüse atladım boğanın oraya gelince şoföre de kolay gelsin iyi günler dedim, O da teşekkür etti ve iyi günler dedi ve indim. Google harita dan leman cafe yi girdim, navigasyonu açtım öyle buldum. Biraz kalabalıktı oturacak yer göremedim. Zaten otursam rahatsız olurdum, herkes birileri ile oturmuş, sohbet koyu, ben orda tek başına sap gibi . Girmedim sokağın sonuna kadar yürüdüm, alkmar pasaj sanırım adı bu idi, bunu da gördüm. Baktım kapısından içeri çok kalabalık ki kalabalığı pek sevmem. Girmedim içeriye, zaten girsem ne yapacaktım ki? Hiçbir kitap bilmiyorum. Hatta şuan evde okurum diye aldığım 44 tane klasik kitap, 7 tanede ablamdan aldığım bilim kurgu kitapları var. Bir ara okumaya başlayacağız ama bir ara, her zaman bir ara ama bu bir aralar nedense gelmiyor hiç. Nedeni belli biliyorsun ama yapacak bir şey yok. Sokağın sonuna gittim orda biraz durdum ve sağa döndüm ve metro çıkışını gördüm. Büyük ihtimal Bengü bu çıkıştan gelecekti. Postanenin oraya geçtim orda bekledim öyle. Canım sıkıldı bir tane çaktırmadan bir sigara içtim, daha var gelmesine kokusu sinmez bir taneden bir şey olmaz diye. Orda bekledim yaklaşık bir saat metrodan çıkan insanları izleyerek. Sıkılmadım, çünkü sevdiğim birisi ile görüşecektim ve tabi heycanlıydım ne yapacak diye. Birazda ayakta durmam belime vurdu ama sorun değil. Az birşey yağmur çiseledi inşallah sağnak yağmaz diye içimden geçirdim o kadar. Metrodan çıkan birisini arkadan gördüm, O sandım ama tiyatronun oraya doğru gidiyordu. Belki O dur diye bir mesaj çektim, “Ptt nin önündeyim” diye. Mesaj ulaşmadı, önce aklıma acaba telefonunumu çaldılar, başına bir şey mi geldi diye düşündüm. Sonra yok be metro dadır telefon çekmiyordur diye teselli ettim kendimi. Aradan biraz zaman geçtikten sonra metrodan çıktığını gördüm ve ardından telefonuma mesaj geldi “nerdesin” diye. Cevap vermedim çünkü gözümün önündeydi ışıklarda bekliyordu. Yeşil yandı karşıya geçiyordu ama telefonla uğraşıyordu, yanına kadar gittim. Sarıldı, hiç beklemiyordum sarıldı bana, bu kadar sıcak olacağını düşünmüyordum ama sarıldı bana hoşuma gitti, sevdiğin bir insanın sana sarılması iyidir. Eminim bunu her arkadaşına yapıyordur ama benim için iyi birşeydi. Çünkü tedirginliğimi az bişey almıştı üzerimden. Lemanın yanında ki bir yere oturduk, çay vesaire içtik. Konuşacak konum yoktu bende ne yapayım, deliliğimden az bahsetmeye çalıştım. Konuşmaya çalıştım, sıkıldı mı sıkılmadı mı bilmiyorum ama onunla orda geçirdiğimiz o vakit için ben mutluydum, hiç bir şey konuşmasak bile saatlerce orda karşısında oturabilirdim. Aslında hiç sigara içmeyecektim ama içebilirsin rahatsız olmam deyince dayanamadım içtim :( . Bir ara telefonuna benim attığım mesaj geldi “ ptt nin önündeyim” mesajım. Mesajın yeni geldi dedi, ama sanırım o kendisine cevap yazdığım mesaj sandı, halbuki o mesajı ben çok çok önce atmıştım, bir şey demedim :) . Birkaç saat oturduk ordan burdan konuştuk ama konuşma konuları hep aynıydı. Benim deliliğim. Ne anlatacaktım ki? Delilikten başka bir şey mi yaşadım ki, O’nu tanıdığımdan bu yana? Sıkıcı bir üniversite ve yurt hayatı, toptan sıkıcı bir hayat, monoton.

Vakit geldi artık ayrılık vakti, bunu tekrar yapalım gibi bir şey söyledi, hoşuma gitti tabi elbette isterim ama benden sıkılır çabuk. Sarıldık ve ayrıldık, tabi bu arada göbeği eritte dedi. Evet bende çok rahatsızım o göbekten, spor yapmak istiyorum ama bir türlü başlayamadım geçtiğimiz 10 yıl boyunca :). Elimde t25 videoları da var, pazartesi başlayacağım diyorum ama üzerinden kaç pazartesi geçti. Düzenli şekilde 5 hafta yapsam fit eder beni, ardına bir 5 hafta daha yapsam baklava dilimlerimde olur :( ama sigarayı bırakmam lazım, nefesimi açmak için, yoksa 25 dakika nasıl dayanırım. Ayrıca eve gelirken çıktığım yokuş fazla sayılmaz ama bacaklarımı eve gelince çok yoruyor. Ama yapacağız bunu da bir ara, bu bir aralar çok birikti be Erkan, 1inci sınıfta da diyordun okulu bir ara bitiricem diye, o bir ara bile gelmedi daha ve hala diyorsun bir ara bitiricem diye. Geçmeyen bir aralar.